Audio

The mountain rolled over and buried two shepherds,

Two shepherds, two friends.

The first one begs the mountain:

"Let me go, my love waits for me."

The second one begs the mountain:

"Let me go, my old mother waits for me."

The mountain answers

"Hey two shepherds,

The loved one griefs half a day,

A mother griefs till grave.”

Source: SoundCloud / shalom
Video

                                                       ”Silent Warrior”

Long ago, for many years
White men came in the name of GOD
They took their land, they took their lives
A new age has just begun 
They lost their GODS, they lost their smile
they cried for help for the last time.
Liberty was turning into chains
But all the white men said
That’s the cross of changes 
In the name of GOD - The fight for gold
These were the changes.
Tell me - is it right - In the name of GOD
These kind of changes ? 
They tried to fight for liberty
Without a chance in hell, they gave up.
White men won in the name of GOD
With the cross as alibi 
There’s no GOD who ever tried
To change the world in this way.
For the ones who abuse His name
There’ll be no chance to escape
On judgement day 
In the name of GOD - The fight for gold
These were the changes.
Tell me - Is it right - In the name of GOD
These kind of changes ? 
Tell me why, tell me why, tell why
The white men said:
That’s the cross of changes ? 
Tell me why, tell me why, tell why,
In the name of GOD
These kind of changes.
Link

Hayat memat mecmuası: Kadın Beni Beklerken

murataykul:

İllüstrasyon: Milo Manara

Kadın Beni Beklerken: Klişe, aforizma ve felsefe dolu seksi bir günün heyecanlı hikayesi…

Gece evden çıktım. Beni bekleyen bir kadının evine gidiyordum. O sırada telefonum çaldı. Bir arkadaşımdı arayan… “Kadına mı gidiyorsun?” dedi, “evet,” dedim,

Source: murataykul
Text

I
Have
Learned
So much from God
That I can no longer
Call
Myself
A Christian, a Hindu, a Muslim
A Buddhist, a Jew.
The Truth has shared so much of Itself
With me
That I can no longer call myself
A man, a woman, and angel
Or even pure
Soul.
Love has
Befriended Hafiz so completely
It has turned to ash
And freed
Me
Of every concept and image
My mind has ever known.


Hafiz, Persian poet (1315 – 1390), translated by Daniel Lazinsky.

Text

Kelimeleri giysiler gibi deniyoruz.

İkimiz sadece bir tane giyiyoruz.
Benim kolum bir kolunda
onunki diğerinde
odanın ayrı köşelerine yürüyoruz.
Kelime sağlam kalıdığında
çıkarıp katlıyor, sonra da kaldırıyoruz
karanlık günler için.

Geriye kalanları ise
şimdiden giyebiliriz.

Text

O, 16’sında.
"Dün" isimli filmi izliyor.
"Kadın ve Erkek Hakkında"yı okuyor.
Henüz bilmiyor, 10 yıl sonra
taksi soförü olarak çalışacak.
18’inde 2012 olacak.
Aşık olacak.
Sinemaya gittiklerinde,
"Kusursuz İlişki"yi izleyecekler.
Henüz bilmiyor, yarın maçtayken
başkasıyla çıkacak.
Karşı takım kazanacak.
30 olduğunda,
inanmayı bırakacak,
taksi kullanmaya devam edecek,
üstünü vermeyecek,
kadın şoförlere küfür edecek,
radyoda “Gece ve Müzik” dinleyecek,
susacak ve sürecek.
O, 16’sında,
bu yıl son defa.
Henüz bilmiyor, yarın en sevdiği film
"Dün" olacak.

Text

Harfler
bu şiirde
susuyor

hayretle bize bakıyorlar

onları nasıl soyduğumuza,
gülücük atıyoruz

ve gizleniyoruz
satır aralarına

çıplak.

Text

Selden çocuğum olsun istiyorum.
Yağmur gibi insin.
Ellerimin içinde sallansın.
Bardağa dökülüp uyusun.
Ona ödevlerinde yardım etsem.
Dese ki;
-Baba, bugün okulda sağanak yağmayı öğrendik!

Text

Bazen dönmeli sınıfımıza
Her sırada yaşayan tatlı anılara,
Sessizce oturalım en arkadakine
Gülelim ve susalım seninle,
Düşüncelerimizi takip edelim
Eskiden kitabı ettiğimiz gibi
Kaldığımız yerden,
Duvarlardaki bildik çatlaklarla
Oda utanarak kapansın üzerimize,
Sınıf öğretmeni girsin içeri
Artık saçları gümüşle kaplanmış
Bakıp bize sussun bu defa,
Onaylasın o eşsiz sırayı
Sonra sözlü yapar gibi “20 numara” desin,
"Kalk anlat",
Çıkıp tahtanın önüne
Hayatımı anlatsam,
Aslında sadece o son dönemimizi…

Text

"Kaç yaşındasın?" diye sorar onlar,
Ben ise bilmiyorum,
Ne zaman doğduğumu hatırlamıyorum ki,
'Yetmişsekizde', der onlar,
Ben ise bilmiyorum,
Hep hesaplamam gerekiyor,
'İlk yedi yılını' çıkarırsak,
Sonraki ‘sivilceli ergenliği’,
'Kendini aramak'la geçenleri de saymazsak,
Ne kaldı?
Çocuğum, diyorum, çocuğum hala
Çok olmadı doğalı,
Onlar gözüme bakıp yine de inanmazlar,
İyi ki ‘yaş’ım onların gözünde kendine bakmıyor.